Mysql için “Mysql Query Browser”dan daha iyi bir gui bulamadım. Ubuntu kullanıyorum o yüzden TOAD’ı denemedim, SQuirreL’i beğenmedim vs.. Aslında daha iyisini de aramam için çok fazla neden yoktu. Birkaç sıkıntısı vardı; sanırım schema tarafını ayrı connection da tutuyordu, uzun süre kullanmayınca time out oluyordu o taraf. Tekrar connection açması sırasında kasıyordu. Ya da bilmiyorum ama sonuçta bana hissettirdiği bir kasma vardı. Uzun query’leri renklendiricem diye kasarken programın nerdeyse pc’yi stand by a alma çabası da adamı deli ederdi.
Neyse, girizgahın sebebi “neden mysql workbench’i denedim”e denk gelir umarım. Genelde iş ile ilgili yeni bir software çıkarsa denerim. Bir de bu sofware mysql tarafından çıkarılmış dertlerime deva olabilme imkanı olan özellikler içeriyordu. En müsait anımda denedim.
Olay şöyle gelişti.
1 – İndirdim.
2 – Kurdum.
3 – Çalıştırdım.
4 – Kaldırdım.
3 ile 4 arasında bir olay yaşanmış olmalı di mi ? Ne yaşandı aşağıda anlatıyım. Aşağıdaki görüntü programı ilk kurup ilk connection’ımı gerçekleştirdikten sonraki ekran.

Bilmiyorum size gıcık geldi mi ama ben aşağıdaki yer kaplayan alandan rahatsız oldum ve acaba nasıl kaparım diye düşündüm. Heralde şu sağ üstteki “-” işareti olmalıydı.
Ama değilmiş. “-” işaretinin üzerinde biraz durulunca hafiften başka bir işe yaradığını gösteriyor. Bakalım ne işe yarıyormuş. Tahmin ?

Benim üzerine gidince direk bastığım, bekliyip ne işe yaradığına bakmadığım bu buton şu işe yarıyormuş : “Delete Selected Schema“.
Sonrasında karşıma gelen ekran:

Ben bu programı ilk açtığımda çalıştığım şirketin yedek master veritabanına bağlanmıştım. Bu uyarıyı o ekranda görmüş ve “sadece o aşağıda gereksiz yer kaplayan” alanı kapatmak için eksi’ye tıklamıştım. Uyarının gereksiz bir uyarı olduğunu düşünüp reflex olarak seçiliyi seçsem şu an bu yazıyı yazmak yerine bambaşka bir halde olabilirdim. (Muhtemelen : “Tahsin abi kurtar abi…”) Mouse’la gidip tıklamaya da gerek yok; enter, space ve hatta… ESC‘e bassaydım; sonuç yine hüsrandı.

Sonuç : Dikkat etmek lazım. Tedbirli olmak lazım. Güvenmemek lazım.
UzmanTv benim ilk duyduğumdan beri fikir ve konspet olarak çok beğendiğim, Türkiye’de şu an için tam yerini bulduğuna inanmadığım çok güzel bir proje.
Tabi bu konsept ilk bizim aklımıza gelmedi
Yeni eski bir çok yabancı “how to” sitesi mevcut. Onlardan tanışıklığım olanlar şunlar:
http://www.ehow.com/
http://www.instructables.com/
http://www.howcast.com/
http://www.videojug.com/
http://www.howstuffworks.com/
http://www.5min.com/
PhotoFunia’dan bahsetmişken onunla beraber tanıştığım TouchNote.com‘dan da bahsetmem gerekli. İlk bu siteden sonra tanımıştım. Kendi resmimi PhotoFunia’da oluşturduktan sonra “isterseniz size bu resmi posta kartı olarak atalım” şeklinde bir mesaj gelince ilgimi çekmiş denemiştim. Facebook, Picassagibi sitelerdeki resimlerinize de erişip bunları posta kartlarınızda kullanabiliyorsunuz.
Yalnız şöyle ilginç bir olay gelişti. TouchNote’a halen kartım ulaşmadı diye e-mail attım. Hemen cevapladılar; “Ah Türk postası, hep bunu yapıyor, posta kartlarını çöpe atıyor.” gibisinden.. Gerçi kendi postalarında da aynı hataların olabildiğini belirttiler. Kartı tekrar basıp yolladılar, bir kere de bedava yollamak için kupon verdiler.
Böyle müşteri hizmetleri süper olan şirketlerle karşılaştığım zaman çok mutlu oluyorum.

TouchNote.com screenshot
Biraz oyun-sever sayılırım. Bir iki senedir geceleri COD2 (Call of Duty 2) multiplayer oynamadan uyumuyorum. Neyse, COD2 ile ilgili sanırım başka yazılar yazarım bir ara. Asıl yazma sebebim bazı arkadaşlarımın hayatlarını uğruna feda edebileceği WoW (World Of Warcraft) oyununa ben de bir adım atmak istememle ilgili. Bu oyunumuz katti suretle cd-key’siz deneme amaçla oynanmıyormuş. Oynadığın zaman alacakmışsın cd’sini. Ok neyse alalım madem deneyeceğiz dedik ve cd-key internetten nasıl, nereden alınır sorusu ile ilgili araştırmalara başladık.
Büyük bir gittigidiyor fan’ı olmama rağmen orada wow cd-key’i satan arkadaşın tavrı ve benim de gıcıklığımla beraber başka yerden almaya karar verdim. (Oradaki arkadaş cd-key’i msn’den mesajla atmakta ısrarcı oldu. Eeh dedim ben de, ne kadar zor olabilir ki internetten cd-key almak..)
Bundan sonra ki durağım gamermarket isimli türk alışveriş sitesi. Ama bu arkadaşlar daha kredi kartı ile ödeme servisini sitelerine ekleyememişler… Eft, havale ve hatta diğer bankacılık işlemleri benim sevdiğim tür alışveriş sistemleri olmadığından global bir çözüm bulmak için google’a başvurmayı denedim.
Bir kaç yurtdışı sitesi buldum. Gamersloot isimli site bunlardan biri. Gayet güzel alışverişimi gerçekleştirdim. Ondan sonra tıkladım online müşteri temsilcisi ile chat’leşmek için (online olmayan chat’leşmek diye bir şey var mı ?). Oradaki arkadaş gelen maile cevap vermemi istedi. Ok dedim, bir bakalım ne mail’i atmışsınız. Benden kredi kartımın scan görüntüsünü istiyorlar. Dedim kardeşim yok mu başka yolu, hırsız mıyız biz, Türk’üz diye yapıyonuz di mi lan diye bir sinirlenme geçse de içimden; iptal edin kardeşim alışverişi sizin gibi site olmaz olsun diye kısa keserek başladım başka site aramaya..
(Ya bu yazı çok uzun oldu, gerçi o gece de uzun oldu..)
En son buluğum site HotCDKey oldu.İlk önce müşteri temsilcisi ile görüştüm, böyle gamersloot gibi yapcaksanız ben gidiyim dedim. Biz telefon edip konuşuruz dediler. (Manyak mısını saat sabahın 4ü burda?) İyi dedim ne konuşcaksak konuşuruz. Aracayağını düşünmüyodum ama aradılar alışveriş yaptıktan sonra teyid etmek için. Fraud olup olmadığı işlemini telefon edip ses tonumdan mı anladlar, niye telefon ettiler bilmiyorum ama çok kibarca oldu herbirşey. (Zaten EU yerine US almışım onunla da uğraştılar iki saat saolsunlar ama suç onların gecenin 4ü uzakdoğulu bir bayanla ingilizce konuşuyorum, kafam allak bullak olması normal.)
Aldık oynuyorum şimdi ama valla oynamak cd-key almaktan daha zor geliyor şimdilik.
Hadi hayırlısı.
Yüz tanıma teknolojisi diye birşey popüler bu ara. Birkaç deneysel .php scripti bile gördüm. (Sonuçlarda fena değil.)
Ama bir site var ki, http://www.photofunia.com/ yüz tanıma ile beraber ortaya süper işler çıkartıyor. Sanırım siteyi her gören bir kere de kendi resmi ile denemeden edemiyor.
Bazen bir pdf dökümanını Microsoft Word’te açabilmeyi dileriz. Bunu yaptığını söyleyen bir takım programlar indirip denemiştim zamanında ben de. Ücretli olanlar, 2 sayfa yapıp diğerini yapmayan shareware’ler, hiç bir işe yaramaz tool’larla karşılaşmıştım.
Geçen gün yine böyle bir araştırma yaparken http://convertpdftoword.net/ adresli site ile karşılaştım. Gayet başarılı bir sonuç çıkardı benim upload ettiğim dökümanda. Bookmark’larda tutmak lazım.